Ya Kadikoy?..
“Evet haftalardır TAKSİM deyip durduk, harika. peki KADIKÖYdeki yeni faaliyetlerden haberimiz var mı?
Nevizade, Nişantaşı, Asmalımescit gibi turistik yerlerde belediyelerin içki servisi yapan mekanlarla mücadelesi başlayınca rota Kadıköy’e çevrildi haliyle. Kadıköy çarşı, turistik rehberlerde de kendine daha fazla yer bulmaya başladı. İstanbul’un en fazla yeşil alana sahip yakası olması ve büyüyen potensiyelini görenler de fırsatı kaçırmadı. Peki ne olacak?
Bugün 3. derece sit alanı olan kuş dili çayırına AVM yapılacak. Bu AVM tarihi kadıköy çarşısı için de büyük tehtit oluşturacak.
Aylarca çatıdaki yangın bahanesiyle tadilat edilecek denilip, şehirdışı seferleri iptal edilen Haydarpaşa tren istasyonu bugün itibariyle son seferini yapacak ve 24 ay süreyle kapatılıp, otele dönüştürülecek.
Haydarpaşa GATA ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Çekmeköye taşınıyor, hemen yanındaki Tarihi Marmara üniversitesi de boşaltılıp Maltepeye taşınıyor. Yani kadıköyün simgesi haline gelmiş bu alanlar işlevsizlendirilip, sözde rekreasyon alanlarına dönüştürülecek. Yani özelleştirilip, yalnızca turistlerin ve parası olanların kullanımına açık yerler haline dönüştürülecek.
Şu an bildiklerimiz bunlar, daha ne kadar kötüleşir bilemiyoruz. Yakında haberlerini alırız diye tahmin ediyorum.
kopyalayın yapıştırın. herkesin haberi olsun…”
“Bir şeyi olmadığı yerde değil, olduğu yerde aramaktır lanetlenmişlik”
Bu sözü nerede, nasıl duyduğumu hatırlamıyorum. Ama bildiğim şu ki, duyduğum andan bu yana, tam olarak olduğu yerde arayıp da bulamadığım bazı şeylerin olduğu fikri hep kafamı kurcalamıştır. Bir odanın içindeyken o odayı aramak gibi bir şey bu. Bazen, içinde kıpırdama gücünü aramak gibi mesela. Ya da, yeri gelince, bir parça vicdan aramak, insanın gözünde. Yani, her şeyi tam olduğu yerde.
Bu pek belalı bir durumdur. O aradığınız şeyi hiç bulamayacağınızı sanırsınız önce. Çünkü onun olabileceği yegane yere bakıyorsunuzdur, ama ses yoktur. Oysa bir hatanız da yoktur, bir şeyi olması gereken yerde arıyorsunuzdur. Bulamıyor olabilirsiniz. Ama orada olduğunu bir şekilde biliyorsunuzdur da. Bu da en kötüsüdür zaten. Sezgilerinize mi, yoksa fiziki dünyanın gerçeklerine mi inanacaksınız, aklınız karışır.
Peki nedir bu duruma sebep olan? “İnsanın körlüğü” deyip geçebilir miyiz? Ya da sebep, bazı şeylerin gerçekten “iyi saklanıyor” olması olabilir mi? Yoksa insanın bazı şeyleri aslında o kadar da bulmak istemeyişi mi içten içe, şuuraltında? Ben şimdilik sorunun cazibesiyle meşgulüm ve cevabı bilmiyorum…
"— Elif Bereketli / Sabit Fikir / Haziran 2013
Bu akşam ile ilgili,
Bir çok haber geliyor, Gezi’nin dağıtılacağıyla ilgili… Bir çok ilden polisler gelmiş, spor salonları göz altı için hazırlanmış vs…
Bu akşam her ne olursa olsun, şunları belirtmekte yarar var:
Gezi bir park değil. Artık değil en azından. Gezi bir idealdir. İnsanların özgürce yaşamak isteklerinin, halk iradesinin dikkate alınmasının, hepimize ait olan değerlerin belli bir kesim tarafından talan edilmemesine karşı çıkışın maddeleşmiş halidir.
Gezi bir semboldür.
Gezi yaralıları tedavi eden baş örtülü doktor kızdır,
İşten çıkıp direnişe koşan çalışandır,
Korkusuzca insanların ortasına düşen gaz fişeğini alıp kovaya atan eş cinsel gençtir,
Parkta namaz kılan direnişçidir,
İmama mikrofon tutan komunist gençtir,
Barikata solcularla el ele malzeme taşıyan ülkücüdür,
Yemek pişiren teyzedir,
Çocuğunu direnişe yollayıp endişe içersinde haber bekleyen annedir,
Endişe etmiyormuş gibi görünmeye çalışan, göz yaşlarını saklayan babadır,
Zar zor yürümesine rağmen slogan atan dededir,
Yaralılara kapısını açan otel güvenliğidir,
Son model cep telefonuyla olayları kaydeden boyalı saçlı, ağır makyajlı fönlü kızdır,
Günlerce yıkanamamaktan ve gaz yemekten yüzü gözü kararmış kampçıdır,
İnsanlara yardım etmek için sosyal medyadan paylaşım yapan uykusuzdur,
Yaralıları taşıyan sedyecidir,
Kendisinden önce başkalarının gözüne solüsyon sıkan pasifisttir,
Önlerde direnen kürt kardeşine gözlüğünü veren türktür,
Sahneden anons yapan şarkıcıdır,
Boya maskesi için para almayan nalbur, anti-asit solüsyonun nasıl hazırlanacağını gösteren eczacıdır,
İş kaygısı gütmeden direnebilen tiyatrocudur, yönetmendir, yazardır, müzisyendir,
Sabaha kadar görüntüleri montajlamak için uykusuz kalan kurgucudur,
Gerçeği arayan ve doğruları korkusuzca dile getirebilen milletvekilidir,
Şiddeti lanetleyen AKP’li dostumdur,
Allah’tan korktuğu için doğruyu söyleyen İmam efendidir,
Provokatörü korkusuzca deşifre edip parkın dışına atan kardeşimizdir,
İşinden olabileceğini bile bile otobüsünden barikat yapan şöfördür,
Kanlı bıçaklı olduğu rakip takım taraftarıyla kardeşten yakın olabilen taraftardır,
Ellerinde Türk bayraklarıyla gaz cehennemine yürüyebilen ağabeyimizdir,
Ayakta duramasa bile tekerli sandalye ile TOMA’nın karşısında durabilen özürlümüzdür,
Her gece usanmadan cama çıkıp tencere, tava tıngırdatan amcadır,
Direnişten dönenleri cama çıkıp alkışlayanlardır,
Beyoğludur, İstanbul’dur, Ankara’dır, İzmir’dir,
Bu ülkede despotluğa karşı ayağa kalkmış 77 şehirdir,
Gezi benim,
Gezi sensin,
Gezi bu vatanın tamamıdır. Bu, elimizden alabilecekleri, dozerle yıkabilecekleri, üzerine AVM yapabilecekleri bir şey değildir.
Gezi bir fikirdir. Ve fikirler öldürülemez.
Korkmayın. Tarihi güçlüler yazsa da, gerçek bir gün mutlaka yolunu bulur.
Helal olsun bu yolda yürüyen herkese…
"—
Can Karakuzulu
https://www.facebook.com/CanKarakuzulu/posts/10151743891721522
polisin kullandığı gazla ilgili sosyal medyada kavram karmaşası oluşmuş, kimyager olarak görevimi yerine getirdim, buyrun; göz yaşartıcı gaz (tear gas) denilen CS’nin içeriği o-chlorobenzylidene malononitrile, CR’nin dibenz(b,f)(1,4)oxazepine. biber gazı (pepper gas) olan OC’nin içeriği ise…
Lawyers are congregating inside Istanbul Justice Hall to protest against yesterday’s unlawful arrest of their colleagues by the police.
Merak Etme Anne,
Önden Gitmiyorum
Hep Beraber Yürüyoruz
(Kaynak: uzayafirlatilanzebra, zamansiz-calan-sarkilar gönderdi)
-
People arrive at Izmir city center by boats where protests are scheduled for this evening.
-
Yellow tomatoes & mozzarella
-
Harun Tekin, Aylin Aslım, Doğan Duru, Birol Namoğlu, Koray Candemir Reyhanlı’ya gittiler. Boşuna sevmiyoruz bu güzel insanları.
-
-
-
“İnsan ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyar. Bu insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birisidir. Kişi özen gösterilmezse ölmeye başlar. Kişi birisi, en...”
-
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Mustafa...
-
Travel Guide to Istanbul, Turkey | Hotel Empress Zoe

